amsterdam

anne frank evi, vondelpark, dam square, heineken müzesi gibi popüler mekanlara sahip, uyuşturucu ve fuhuşun yasal olduğu, bisikletliler tarafından ele geçirilmiş avrupa şehridir.

avrupa'da 20'den fazla şehir dolaşmış birisi olarak medeniyetimizin geldiği en ileri nokta gözüyle bakıyorum bu şehre. bu kararımı ancak iskandinav şehirleri değiştirebilir.
3 koca gün, fazlaca bisiklet, sürekli yağan yağmur ve speace cake
Müzelerin birçoğuna çıkış kapısından girebileceğiniz şehir.
uyuşturucunun yasal olduğu demek yanlıştır. amsterdamda da dünyanın her yerinde olduğu gibi uyuşturucu kullanımı yasaktır. keyif verici madde olarak sınıflandırılan maddeler [bkz title="marijuana"] ise devlet kontrolünde yasaldır. amsterdam diyince akla ilk gelen yel değirmenlerine doymak isteyenler için zaanse schansa gitmelerini kesinlikle öneririm. dam squareden 391 nolu hatta binerek yaklaşık 40 dakika içinde varabilirsiniz. dileyen olursa tren ile de gidebilir fakat bu konu hakkındaki ayrıntıları bilmiyorum. ayrıca gitmeyi düşünenler için orada üretilen peynir ve çikolataları denemeyi unutmayın.
peynirlerini unutmamak lazım. tüm peynircilerde olan tadım reyonlarının kısıtlı bütçeli gezginlerin midesine bayram ettirmişliği var.
sokaklarda dolaşırken ot kokusu sizi cezbedebilir. tavsiyem kek yeyin.
Sokaklarında muhtemelen kendinizi kaybedeceğiniz organik maddelerin satışının yasak olduğu ülke
Kış aylarının dondurucu soğuğu sebebiyle , sokaklarda aheste aheste dolaşmak istiyorsanız yaz aylarında ziyaret etmelisiniz.
deyince aklıma hep kekler geliyor (: her yerde kekler... şaka bir yana her insan evladının mutlaka gidip görmesi gereken bir şehir. bisikletliler şehri. kanal boyları, müzeler ve olmazsa olması red layn'ı (:
bilmem kaçıncı kez gittiğim engelsiz şehir.şu aralar ciddi ciddi oralara yerleşmek için uğraş veriyorum...al beni hollanda...duy sesimi...