aniden gelen her şeyi bırakıp gitme isteği

hayatınızda, birtakım şeyleri başardım diye düşündüğünüz sırada, aslında hiçbir bok beceremediğinizi gördüğünüz zamanlarda yapmak istediğiniz şeydir.

ne yaptığımı sorguladım hayatımda hep, istedim yaptım dediğim bir evlilik yaptım. (sancılı da oldu) bir iş buldum çalıştım çalışmaya devam ediyorum. (bana uygun olmadığına eminim) bir ailem var. (beni anlamadıklarına şüphem yok)

gibi gibi şeyler düşünüp sonunda ulaşacağınız nokta burası oluyor.

(içimi döktüm sözlük beni affedin)
sonrasında gelen aile-para-imkan üçlüsü ve vazgeçiş..

yoksa inanın bana insan kendini bi cami avlusuna bırakıp gidebilse bi başına kalabilse dünyanın en muazzam olayı olabilir bu ama nasil diyordu benim canim kafka'm "benim yalnızlığım insanlarla dolu" .. işte tam olarak hepimizin sorunu bu...
Özellikle vize-final-büt haftalarında akla gelip ders çalışmamaya sebep olan istek.
genel olarak her şeyi bırakıp uzak diyarlara gidip oralarda yaşama isteğidir şahsım açısından. para bu isteğin içindeki en önemsiz unsurdur. benim için bu isteğin önünde bulunan tek engel ailedir. hafiften yaşlanmış olmaları, omuzlarınıza ciddi sorumluluklar yükler. keşke beş parasız ama aile ile ilgili bu kadar sorumluluk olmadan geçirebilseydim bu yaşlarımı. ama yine de aile ıyidir, üzmeyin, sevin, mutlu edin. günü geldiğinde her birimiz aniden çekip gideceğiz zaten. o yüzden imkanı olan aniden çekip gitsin, kendim gitmiş kadar sevinirim ulan.
bir hekim adayı olarak çevremdekilerle paylaştığımda garip bakışlara maruz kaldığım histir. şimdilik küçük depresyonlarla da olsa baskılanabiliyor lakin beni ele geçireceği günü de sabırsızlıkla beklemiyor değilim..
Her şeyi bırakıp kendime koşmak istiyorum. Burası sözlük ama bu isteğin tanımı falan yok. Koca bir boşlukta sürüklenip gidiyorum. Koca ormanda tek ağaç arıyor gibi.
esas uzmanlığım finans olmasına rağmen (spk ileri düzey türev piyasalar sertifikası, imkb staj, tbb diğer teşkilatlanmış piyasa ve borsalar sertifikası, yaklaşık iki yıl bankacılık) on yıldır uluslararası alanda faaliyet gösteren bir şirketin denetim departmanında orta düzey yöneticilik yapıyorum.

mayıs sonu, bilemediniz haziran ortası türkiye’den siktir olup gidiyorum. on yıl boyunca 40 bin dolar para biriktirdim. 10-11 bin dolara tekabül eden bir de tazminat alacağım. şu lanet olası doların fırlaması yüzünden gideceğim güne kadar çalışmak, ne olursa olsun kenarıya biraz daha para atma derdindeyim. ama gel gelelim bundan 8-9 ay kadar önce biten ve eğitim süresi boyunca anamdan emdiğim sütü burnumdan getiren yüksek lisans yüzünden insanlıktan çıktım ve hala kendimi toparlayabilmiş değilim.

iki yıl boyunca tüm hayatım şu şekildeydi; sabah 05:15’te kalkıp işe gidiyordum. akşam 5’te mesaiden çıkıp 3 vesait okuluma gidiyordum. akşam 11’de ders bitiyor ve benim evde olmam gece 12’yi buluyordu. sabah yine 05:15’te kalk ve işe git. düşünsenize 2 yıl boyunca hayatım hep bir şeyleri yetiştirmeye çalışmakla geçti. bazen “1 gün neden 30 saat değil?” diyordum kendi kendime. 3 ay berbere gidemediğimi biliyorum. çünkü berbere gideceğim zamanda ya dönem projesini bitirmem, ya makale incelemelerini halletmem ya da ders çalışmam gerekiyordu. sabah 10’da açılan kütüphanede yer tutmak için 6’larda kütüphane önlerinde o soğuklarda sıra bekledim. kaç defa zatürreden döndüm. üzerine bir de tez eklenince neredeyse aklımı yitiriyordum. hem fiziken, hem de ruhen inanılmaz derecede tükendim. işte ben de başlıktaki gibi sikerim parasını deyip, tazminatımı alıp haziran ayına kadar evde deliler gibi uyumak istiyorum. ama sadece uyumak
(bkz: aniden gelen her şey yeni başlıyor isteği) neden gelmiyorsun diye düşündüren başlık. Bazen sınırlarımız zorlandığını hissedip sabrımızın tükendiğini varsayıyoruz. Yapmamamız gerekiyor aslında. Hep unutuyoruz. Yeni bir gün yeni umutlarla gelir önceki gün ne kadar boktan sonuçlanmış olsa bile. Yeteri güzelliklerin ve umutların farkında olalım ve yılmayalım
çok uzun zaman önce teşrif etmiş olup her geçen gün şiddeti artıyor öyle bir şeyleri kaybedince veya başaramayınca değil başardıkça daha da artıyor namussuz misal tayland'ın bir köşesinde otururken aldığın hazzı yönetici olarak oturduğun ofisinde ki koltuğunda alamadığını anladığında artıyor sanırım şu an ki hayatında uğruna zamanını ve sağlığını kaybettiğin şeylerin aslında ne kadar boş olduğunu gördüğünde daha da artıyor