ankara

4 senemi geçirdiğim 2 kere aşık olduğum, sokaklarında ağladığım şehir.
altınızda otomobiliniz varsa akşam 8'den sonra adeta kral olduğunuz şehirdir.

ne bir trafik var ne de çok popüler noktalar dışında park sorunu. mekanlar gayet güzel ve şık, insanlar da genellikle daha samimi ve saygılı.

ben doğma büyüme istanbullu biri olarak ankara'yı sadece denizi yok diye eleştirenleri asla ama asla anlamıyorum. sanki istanbul'da hepimiz yalıda oturuyoruz ve haftasonları 40 metrelik yatımızla adalara doğru açılıyoruz.

ankara mis gibi bir şehirdir ve bu konu tartışmaya açık değildir. sebeplerinin en başına da atatürk'ümüzün o şehirde yaşaması(!) yazılabilir.
Kalplerin başkentidir Ankara. İstanbul olma iddiası yoktur. Anıtkabir'dir. Anıttepe'de oturuyorsan gecenin bir vakti Anıtkabir'in çevresinde yürüyüş yapmanın verdiği hazzı hiçbir şeyde aramamaktir. Bu akşam Tunalı yapalım mı ? dır. Dönüşte Profesör'de kokoreç atalım mi? dir. Seymenlerdir. Hamamonunde haftasonu kahvaltısıdir. Gramofon cafedir. Passage' i Tunalı, Arjantin mekanlarına karşı savunmaktır. Çatı cafede açık büfe kahvaltı keyfidir. Anılar, yaşanmışlıklar, en köklü arkadaşlıklar, kalp kirikliklaridir. Bir daha olsa yine yasanasidir.
Özellikle İstanbulluların hiç sevmediği, biz Ankaralıların ise vazgeçemediği gri şehir. Hakkında çok yazılmış çizilmiş, daha da çok yazılır. Bir insana şehri sevdiren orada yaşadıkları aslında. Bu yazıyı size Tarsus yolunda Diyarbakır'dan Ankara'ya giden duygusal bir kuala olarak yazıyorum. Tam 1 senedir Ankara'yı görmedim hayatımda ilk kez bu kadar ayrı kaldım. (Tayin sebebiyle) şuan nasıl duyguluyum içliyim anlatamam. Yeniden evimi, Ankarayı, sokaklarını görecek olmak çıldırtıyor beni mutluluktan. Düşünün öyle bir aşk ama gri haklısınız.
5 yıldır yaşadığım şehirdir. soğuk iklimi ve binaları yüzünden yapacak bir şey bulamaz sıkılırsınız başlarda. sonra önemli olanın iklim ve bina değil, insan olduğunu öğretir sizlere.
Saat 22 den sonra ulaşımın olmadığı, şelaleleriyle ünlü bürokrasininin başkentidir