budapeşte

bir paris aşığı olarak ortamlarda "atanamamış paris" diyerek kendimce onure ettiğim orta avrupa şehridir.

bence kesinlikle hak ettiği değeri ve ilgiyi görememiş bir yer burası. bir türk için almanya'dan sonra avrupa'da yaşanabilecek en uygun şehir bence. özellikle yemek kültürümüz çok yakın hatta inanılmaz sayıda çok türk restoranı var ve yerli halk bu mekanlara yoğun ilgi gösteriyor.

meşhur prag-budapeşte-viyana üçlüsü içinde benim için en özel olanıdır.
Adım adım yürünecek şehirdir. Mümkünse tek, değilse dostla gidilecek şehirdir. Her sokağı adım adım gezilebilecek kadar doyumsuz görülecek her mükemmelliği metro istasyonları ile süslenmiş şehirdir. Köprülerine aşık olacağınız şehirdir
Sziget Müzik Festivali’nin zaten şehri önemli bir müzik venüsü olarak dünyada konumlamış vaziyette. Aynı zamanda ekonomik olması ve klasik gece hayatına alternatif “hamam partileri” Budapeşte gece hayatının en güçlü kozlarından....
çok düzenli bir o kadar hareketli, şahane yapılara ev sahipliği yapan şehir. Tuna nehrine karşı otururken güneşi batırmak çok keyifli.
tuna nehrinin iki yanına kurulmuş şehir, adı da buradan gelmekte budin ve peşte olarak bilinen farklı şehirler birkaç yüzyıl önce birleştirilerek budapeşte halini almıştır.
diğer avrupa şehirlerine nazaran daha sakin olmasının yanı sıra tarihi, şehirin atmosferi ve tabii ki bütçe olarak avrupa ülkelerinden daha uygun fiyatlı olması budapeşteyi çok özel bir şehir yapıyor.
eski harabe binalardan bozma gece kulupleri vardır. özellikle Szimpla Kert adlı mekan görülecekler listesine eklenmeli.
Gulash , yenilesi en meşhur yemeklerindendir. ( for sale pub ) tercihimdir
kanımca çok fazla numarası olmayan, metro duraklarında evsizlerin kol gezdiği ve adım başı dönercilerin olduğu orta avrupa ülkesi macaristan'ın başkenti.

en fazla övülen gece kulüplerinden biri olan szimpla kert, kalablıktan adım atılmayan ve oturacak masayı bırak dikilecek yer bulunmayan bir mekan. belkide bize öyle denk geldi bilmiyorum. ama kraft isimli gece kulübü gidip görülmesi gereken gece kulüplerinin başında geliyor.
Orta Avrupa'nın incisidir, eskiden wizzairla neredeyse bedavaya gidilebilirdi euronun 2,80'ler olduğu zamanlar
en sevdiğim şehirlerden biri. şehirde gezebileceğiniz noktaları belirledikten sonra elinizde kalan budapeşte'nin havası/ortamı oluyor ve bana en çok huzur veren noktası da bu oldu. bir kere türk olmanızdan dolayı size bir ön yargı yok, hatta çok cana yakınlar. şehir aman aman büyük değil ki bu da bir diğer artı. gitmeden önce şehir gece çok güzel oluyor demişlerdi, bunu gözlemleme fırsatım oldu neyse ki. denildiği kadar var, şehir ışıl ışıl. parlamento binası, tuna nehri, balıkçılar kulesi, st. mathias katedrali, gellert tepesi ve tabii ki kahramanlar meydanı ile erszebet köprüsünü görmeden olmaz. özet olarak gidin görün mutlaka.

not: Kemal Atatürk yürüyüş yolu da kaleye çıkarken görebileceğiniz bir yol. Onu da görmenizi tavsiye ederim.