eyfel kulesi

(bkz: eyfel kulesi) 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel’in firması tarafından, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Expo 1889 Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Aslında kulenin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin ‘in siparişi üzerine tasarlayan (bkz: stephen sauvestre) ’dir.


Onu bir utanç lekesi olarak gören Paris halkının tepkisini de çekmiştir. Bazı sanatçılar devasa bir sokak lambasına benzetirken, bir fabrika bacası gibi Paris’in görsel itibarını zedeleyeceğini ileri sürmüşlerdir. Böylelikle devrin sanatçı ve edebiyatçı çevresinde bir kampanya başlatılmış, bu kampanya süresince ünlü sanatçıların imzaladığı bildiriler dağıtılmıştır. Bugün ise Eyfel Kulesi, Dünya’nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul edilir. Parisliler onu (bkz: demir bayan )olarak adlandırırlar. İlk başlarda Eiffel, Kule’ye sadece 20 yıl için müsaade almıştı. Dolayısıyla, 1909 yılında kulenin sökülmesi gerekiyordu. Ancak kule, iletişim için çok uygun yüksekliğe ulaştığından ve yeni yüzyılda Atlantik ötesi haberleşmeye imkân tanıdığından, kalmasına izin verildi.
parisin en güzel yeri eyfelin tepesidir.çünkü eyfelin gözükmediği tek yer eyfelin tepesidir.
kulenin orta kısmında çay - kahve vs. satan ufak kafe tarzı bir iki yer var. burada sıcak çikolatamı orta yere devirip kendimi hintli, endonezyalı, pakistanlı falan bir grup insana rezil etmişliğim vardır.
Ya çok abartılan ya yerin dibine sokulan yapı, gitmeyen insanların bile çekinmeden yapabildiği 'çok abartılıyor yeea' yorumlarına kulak asmadan tabii ki gidip görün, kendi hikayenizi yaratın, tek başıma yaptığım interrail seyahatimde, sabah hostelimden çıkıp elimde kruvasan ve kahve, kulağımda kulaklık, haritaya Eyfeli işaretleyip ara sokaklarda yürürken kafamı kaldırmamla gördüğüm Eyfel'den çok o an yaşadığım özgürlük ve başarma hissiyle şahsımı etkilemiştir, yapı şahane olmayabilir, ama benim gibi birçok insana hissettirdikleri yüzünden özel bir yeri vardır bende, hikayenize Paris'in puslu havasında Eyfel'e karşı şarap içmeyi eklemeyi de ihmal etmeyin
kule altında size eyfel marketleri satmaya çalışan siyahilerin türkçe pazarlık yapması kadar güzel olanakları var..
tonlarca ağırlığındaki bu demir yığınının ihtişamına kapıldığım için 2 kere görmeye gitmiştim ve akşam belli bir saatte kule üzerindeki ışıklandırma sisteminin görsel şovunda etkilenmemek mümkün değil.
Tonlarca ağırlığı olan gösteriş için yapılan demir yığını. Görsel bir güzellik
Şimdi size bu yaz başıma eiffel'de başıma gelen bi olayı anlatacağım. İnterrail duraklarımızdan biri de paris'ti. Barcelona'dan 1 gün boyunca aktara aktara sonunda vardığımız Paris'te İtalya'dan aldığımız kaşarlarımız , şanzelizeden alınan makaronlarımız , Fransız şaraplarımız ve çikolatamızla Kulenin altında oturmuş güzel bir akşam geçirirken gözüme bir adam takıldı. Böyle Fransız bayrağını boynundan düğümlemek suretiyle sırtına asmış çok uzun sakallı, elinde de bir kutu parmak arası terlikleri ile ortalıkta öylece dolanıyordu. Bir süre gözlerimle takip ettim. Sonra neyse dedim manyaklaşma grupla sohbete geri döndüm. Ama sürekli sigara içen ve elinde kutuyla dolaşan bu adam beni çok tedirgin etmeye başladı ve en sonunda arkadaşlarıma söyledim. Onlarda evsiz biri abartma falan dediler. Neyse yarım saat içinde insanlar bi hareketlendi kimisi toparlanıp gidiyor kimisi korkuyla etrafta dolanıyordu. Sonra tam karşımda bu adamı gördüm. Neyse kafamı çevirdim baktım adam Yok 5-6 m uzağımızda sadece o kutu duruyor. Sonra bi polis geldi bisikletli telsizle konuşmaya başladı sonra bi polis daha ve 5-6 dk sonra hızla bisikletli bi polis geldi ve bomba kaçın diye bağırdı. O an gerçekten hayatım kısa bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Sadece çantamı alıp koşarak uzaklaştım. Diğer arkadaşlarımı falan bırakıp nasıl da hızla ordan ayrıldım anlatamam. Kaçıyorum ama her an bi patlama sesi , etrafa fırlayan insan parçaları falan bekliyorum. Aklımda iki şey var bir inşallah bi farenin üzerine basmam, çünkü eiffel in orası fare kaynıyor iki annemlere bunu nasıl açıklayacağım. Neyse epey uzaklaştıktan sonra arkadaşlarımı aradım, onlar baya geride kalmışlar onlarla buluştuk ama ben nasıl titriyorum, gülmekle ağlamak arası bi tepki veriyorum. Çok güzel bi tatilin en güzel gecesi bomba ihbarıyla mahvoldu. Türkiye'de de Ankara'ya gittiğimde ankara patlamasını, istanbul İstiklal'de bomba patlamasından dklarla kurtulan ben dedim bu kez yakalandın. Çekirge bir sıçrar iki sıçrar ama üçte yandın. Benim canım arkadaşım o heyecanla ordan sadece şarap şişesini alıp gelmiş, biz de heyecanla o şişeyi kafamıza dikerek hostelimize geri döndük ve ertesi sabah Fransa'yı terk ettik. Eeee patladı mı ne oldu diyeceksiniz. Hayır manipüle etmek için yapılmış insanları korkutmak amaçlı içinde saçma sapan düzeneksiz kabloların olduğu bir kutuymuş . Evet gerçekten bizi korkutmayı başardı. Bu da interrail maceramızın en korkunç anıydı . Umarım sizin hayattaki şansınız bizimkinden iyidir. Korkmayın ama yine de siz yola çıkın !
resimlerde görünce baya bi büyük sandığım fakat yakından görünce sandığım kadar büyük olmadığını fark ettiğim kule.
sadece onu görmek için senede şehre milyonlarca insan gelir, milyonlarca insan fotoğrafını cekip instagramda caka satar. ama sonrasında da cok matah bişeymiş gibi ''ağbi ne olcak ya demir yığını'' derler. ülkenin kaç şehrinde bu şekilde bir yapı var da onu begenmiyosun onu anlamıyorum. yaşadığın sehirler apartman çöplüğüne dönmüş ama eyfel kulesını begenmıyosun.