kol gibi hesap ödedikten sonra akıldan geçenler

senelerden 2009. izmir'de bi kızla bulusacağım, tumblr'dan tanıstık, bende kuşadasından kalkıp gittim. kız direk hilton oteline götürdü beni. tabi ben lan hişşt aloo diyemeden. oturduk masaya. bizimki söyledi bir şeyler, bende menüye bi göz gezdirip battı balık yan gider hesabı söyledim bir şeyler. yedik içtik eğlendik derken iş hesabı ödemeye geldi. şimdi angara bebesi olarak gözü açık bir birey olarak direk banka kartımı cıkarttım. biliyorum ki içinde para yok. bakiye yetersiz dicek. kız da dur ben ödeyim diyecek. hesap bu. amına kodugumun kartına 6 ay sonra para yatmış nereden yattıysa direk onay verdi. ben sevineyim mi üzüleyim mi bilemeden aldım fişi direk cebime ettım. kaç sene geçmesine rağmen hala durur o fiş bende. o zamanın parasıyla 263 lira ödemişim lan. 263 lira. kızın evine gittik sonu mutlu bitti de o kadar koymadı o 263 lira.
Dünyada bir sürü aç insan varken ne gerek vardı. Bu hesapla kaç kişi doyardı, gibi soruları barındıran büyük vicdan muhakemesi yaptığımız anlar.
Kendimizi teselli edip unutmaya çalıştığımız ama unutamadığımız anlardan biri
"Bir daha bu mekana gelmem."

"Olum o kadar da şey yemedik ki ya bu nasıl bu kadar oldu?"
direk bir gün boyunca bu kol gibi hesabı ödemek için eşşek gibi çalıştığımı aklıma getiriyorum. sonra yoluma devam ediyorum.
3 yıl oluyor .
Benim de başıma bu şekilde bir şey gelmişti, acısı hatırladıkça sızlatır . Pek dışarı çıkan insan değildim , cesaret edip sonunda biriyle anlaşıp demişim ;gece dışarı çıkalım vari bir cümle kurmuştum gece dediysem daha 8 9.

Öğrenciyiz gittiğimiz mekan dışardan sıradan vasat öğrenci mekanı gibi duruyordu , içeriside öyle. Ama hiç öyle değilmiş yüksek çok yüksek şuan dahi çok yüksek bir miktar geldi , anlamadım . Salak salak baktım durdum bir sıfır fazla mı atılmış diye hesaba baktığımda ana, 2 dilim tatlı - 2 içecek ve bir kaç şey . Şüphesiz Hayatımın en tehlikeli anıydı , biryandan inmeyen koduğumun kalp çarpıntısı diğer yandan çaktırmamaya çalışmak. Garson gelirken anlamalıydım pis pis gülüyordu koduğumun andavalı . Öyle net hatırlıyorum o gülüşü , Dedim herhalde bize gülüyor , tiplere bak minvalinde.
Ama Kazın ayağı hiç öyle değilmiş hemde hiç . Hiç bir şekilde duygularını dışarı yansıtmayan ben , İstemsizce terliyorum sakinleşmeye çalışıyorum duramıyorum , yutkunup duruyorum , anksiyetem azmış tavan, Duramıyorum . Üzerimde o miktar yok Hale’n yok ancak Grivna taşıdığımda oluyordu . Gerizekalı gibi Düşünüyorum en az nasıl zararla atlatırım , kredi kartından çektirsem bir kaç güne evden para istemek zorundayım , bir sürü açıklama vs . Sözüm var gurur yapmışım(ki gurur değil korkaklık) hesabı dahi göstermedim , ödemek zorundayım .
Ödemek için kalktım , gidiyorum post makinesine doğru öyle böyle değil git git bitmiyor arkama bakıyorum paltosunu giymek üzere o da harekete geçecek . Ödedim , bir gerizekalı gibi ödedim .

Sonraki hafta da kuzenden borç aldım stresle geçirdim o ayı. sanırım en azından 3 5 sene bu şekilde hesap görmem .
Değdi mi , hesabı öğrenmeyene evet değdi bana da değdirdi.

Edit: kıza neden sövelim, dememe sebep olmuştur hemen alttaki yazar kızımız. Ama o garson yavşaktır ,net.