#tüm idillce başlıkları

Bana divan edebiyatını sevdiren adam. Ama sadece bana değil galiba bir nesli divan edebiyatıyla tanıştırıp, anlatan, sevdiren 1958 doğumlu edebiyat araştırmacısı.
Matematik okumaya çalıştığım yıllarda nerden düştü elime bilmiyorum ama 4-5 kitabını okuyup sonra gaza gelip kocaman divan sözlüğü vs aldım ama tabii tez yazmayacağı için saçma bi hareket olmuştu

Bu adamı okurken zaten rezil olduğunu bildiğim eğitim sistemini iyicene iliklerime kadar hissedip kendim için üzüldüm. Çünkü edebi yanıyla birlikte tarihte var tabii içinde ve tarihe de merak sarmaya falan başladım derken aslında neyi sevip sevmediğim hakkında hiç bir fikrimin olmadığını, 22 yaşıma kadar edebiyat ve tarihten iğrenen bir insan olduğumu düşünürdüm. Üzüldüm kendim için.

Başka bu tarz kitap elime alıp okudum desem yalan olur divan edebiyatını sevdik ama gidip divan şiiri okuyacak kadar olduğunu sanmıyorum, bu adamın eski şiirlerden alıntıları kullana kullana tarihi hikayeleştirerek yaptığı anlatımlar çok güzel. adamın dilini, tasvirini, aşkı algılayışını sevdim.

4-5 kitabından sonra ara verdim kitaplarına çünkü bi yerden sonra tekrara düşer gibi geldi dedim biraz araya başka şeyler sokayım bitmesin sürsün bu düş, sıkılmayayım.

Not. siyasi duruşu beni hiç ilgilendirmiyor. Ben onu divan edebiyatı araştırmacısı bir yazar olarak değerlendiriyorum.
Taylandın kuzeyinde Chaing mai şehrininde tee kuzeyinde, akıllarda kalan tayland adaları deniz vs olaylarından uzak minik bir köy-kasaba. Bence tayland kültürü en iyi taylandın kuzeyinde öğrenilir, tayland yemeklerinin tadı buralarda alınır. Bangkok phukette falan yiyip "bu ne yağğ" dediğim neredeyse her şeyi çok sevdim oralarda

Zamanında hippilerin keşfi ile canlanan bi köy burası. Rahatlamak için, turistlerden uzak gerçek gezginlerle vakit geçirebileceğiniz, türkiye de ege ve akdeniz kıyılarına yerleşip sakin bi hayat geçiren insanlar gibi taylandın yerli insalarıyla tanışabileceğiniz yer.

Etraftaki inanılmaz şelaler, pai kanyon, memorial bridge motor kiralanıp gidip görülür gezilir. yollarda geçtiğiniz köylerde 60-70 yaşında teyzeler size sigara içme hareketi ve burunlarına dokunarak verdikleri işaretlerle neşelendirirken "ahh be teyze, domatez biber bal ikram ediyor senin yaşında ki teyzeler bizim köylerde sen nabıyoon" derdirtirler.

Dünyanın çok ünlü olan motor yollarından biri de buraya giderkenki yoldur. Öfff ne virajlar ne virajlar eğer yol tutan biriyseniz yanınızda poşet olsun araçlarda kusan kusana

1 haftalık girip 2.haftanın sonunda ağlayarak çıktım. Bütün gezginler orada otellerde pansiyonlarda yatak ya da bungalov ve yemek karşılığında çalışıyor. Benim hiiiiç param olmadığı için ve orada bileklik satamayacağımdan(herkes gezgin) bu şekilde çalışamazdım çünkü alkolede ihtiyacım vardı ^^ ben de iki iş buldum. kaldığım yatakhaneyi temizleme karşılığında para vermiyordum ve bi bar için "happy hour avantajları" kağıtlarını yoldan geçen gezginlere dağıtıyordum. Bu iki iş sayesinde tüm yerliler ve gezginlerle tanışmış oldum. 2.hafta da artık gittiğim barlarda kahvaltılarda para almadıkları falan da oluyor du benden. ÇOOK çokk az olan ingilizcem işte buradaki güzel insanlarla gelişti. Ve iletişimin dilden öte bir şey olduğunu anladığım yerdir aynı zamanda.

Son günümde yağan yağmuru bahane edip gidemeyeceğimi, otostop için çok saçma bi hava olduğunu falan söyleyip beni bi gün daha kalmaya ikna ettiler çalıştığım barda. Çantamla karşılarında durup ama kalacak yerim yok dediğimde gülüp barı işaret ettiler. Hala haberleşiriz arada konuşuruz orada tanıştığım bi çok insanla. İnstagarmda her otostop hikayesi paylaştığımda "ne zaman geri geliyosun" diye sorup yine boğazıma bi yumruk gibi otururlar canlarım.

Son olarak buradan ayrılırken hayatımın en uzun otostop bekleyişini yapmıştım, o kadar ki beklediğim yerin etrafında duran esnaf kadınlar alkışlamışlardı en son bi araç durunca eheheh. Gitme der gibiydi her şey asdhjas ama vizem bitiyordu.
Tüketici sınıfının var olmasını sağlayan temel sınıf olan köylü sınıfı, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz olduğundan köylerden şehirlere göç etti.

Tüketici sınıf tükettiğinden çok ürettiğini, ürettiğini tüketemediğini hatta ürettiğini tüketmek istemediğini fark ettiğinden beri köylere göç etmeye başladı.

Önemli olan insanca yaşamaktı. Herkes sadece bunu istemişti.